1 06 2011

Son 10 Yılın En İyi 30 Filmi !!

2010 yılına girdik ve Oscar gecesine yaklaşıyoruz. Ama bundan önce, geçen 10 senenin bir özetini yapmak gerekiyor düşünüyorum. Bu durumda önce geçen 10 yılın en iyi 30 filmini, daha sonra geçen 10 yılın en iyi oyuncu performanslarından derlediğim bir yazı dizisi yazacağım. Tamamen kişisel bir yazı olacağından bolca eleştiri olabilir tabi ki. Listeyi yaparken sadece izlediğim filmleri yazdım ve bu filmler hakkında birkaç farklı kaynaktan bilgi toplayıp, kendi düşüncelerimle birlikte derleme olarak yorum yazdım.

Burada olması gerektiğiniz filmleri yorum olarak yazabilirsiniz, ya da çok beğendiğiniz filmleri burada göremiyorsanız, ben izlememişimdir. Ayrıca tavsiyelerinizde bekliyorum.

İşte son 10 yılın, tarafımdan beğenilen en iyi 30 yabancı filmi ve tersten sıralaması.


1.The Prestige (2006)
C.Nolan eserlerinden en sağlamı ve en inanılmaz olanı belki de.''2 cambaz bir ipte oynamaz'' sözünü tam olarak karşılayan bir film. Başlarda çömez olan 2 sihirbazın, birlikte çalışarak devam ettirdikleri sahne hayatları daha sonra ayrılır ve birbirlerine düşman olmuşlardır. Senaryo sürekli kendini ortalara ve başlara alarak ilerlediğinden çok dikkatli olarak takip edilmesi gerekiyor ve sürpriz sonu ile ilgi çekiyor. Film, senaryo ve oyunculuk olarak beni tatmin etmesinin yanında 2000li yılların en komple filmi…


2.The Dark Knight (2008)
C.Nolan’a özel bir ilgimin bulunmamasına rağmen, 996 milyon dolar hâsılatla harika bir başarı yakalamış filmi daha. Heath Ledger'ın Joker efsanesine yeni bir soluk kazandırması, tüm zamanların en iyi aksiyon filmlerinden biri olması ve dahası. Bir Batman filmi bundan daha güzel olamazdı. Ardından çokça tartışma bırakarak hayattan ayrılan Heath Ledger'a bir kere daha saygı duymak gerekiyor. Oyunculuk performansı kavramını baştan yazan ve 2000li yılların olmazsa olmaz filmlerinden biri. Listedeki 1 ve 2 numaralı filmlerin C.Nolan'a ait olması da bir diğer ilgi çekici kısmı sanırsam.


3.An American Crime (2007)
Tek kelimeyle inanılmaz bir film. Dram film türünün tam karşılığı herhalde bu olsa gerek. Oyuncuların performansları, o ufak kızın performansı ve perdedeki duruşu inanılmaz. Konusu itibariyle ibret alınması gereken bir film olmuş. Bazı şeylerin sadece düşüncelerden ibare olmayacağını da anlıyorsunuz. Bu filmin burada ne aradığını merak edenler olabilir ve bu sorunun cevabını ancak filmi izleyerek kendiniz bulabilirsiniz. Şiddetle tavsiye ediyorum.


4.There Will Be Blood (2008)
Amerikan sinemasının gelmiş geçmiş en özgün işlerinden bu epik yapıt. Yönetmenin tarzı ve minimal çerçeveye hapsolmuş olağanüstü görüntü yönetmeni, oyuncular ve son yıllarda gördüğüm, görsel kadar önemli rol oynayan en iyi müziklerden, sahneyi sarsıyor adeta... Bu başyapıta hayran kalacaksınız. Ama izleyiciden sabır istiyor doğru. Ayrıca filmde o kadar muhteşem sahneler var ki, patlama sahneleri mesela. Hayran kalacaksınız. Ayrıca din, hırs, kapitalizm gibi derin temaları da işliyor bu film. Daniel Day-Lewis'in açık ara en iyi kariyer filmi. O yıllarda izlediğim zaman, son 2-3 yıldaki en iyi oyunculuk performansı yakıştırmasını yapmıştım.


5.Amores Perros (2000)
Acaba insanlar mı birbirlerinin hayatlarını parçalıyor yoksa köpekler mi birbirlerinin boğazını parçalıyor. Alejondra Gonzalez izlediğim diğer iki filminde bir tesadüfle birleştirdiği hayatları bu ilk filminde yine bir tesadüfle paramparça ediyor.3 farklı hikâyenin ortak noktalarını keşfetmeye çalışıyoruz. Aslında çalışmaktan daha çok, keşfedip kendinizde bulabildiğiniz bir noktayı düşünüyorsunuz.


6.City Of Gods (2002)
"bitmek tükenmek bilmez katliam döngüsü''bu film bitmeyen ve tükenmeyen bir katliam döngüsünün gerçek hikâyesidir. Ölümle tanışıklıkları 10 yaşından itibaren başlayan çocukların hikâyesi. Hem katil hem gaspçı hem de mağdur çocukların! Bu film yapıldığı yılda tüm dünya sinemasını alt üst etmiştir gereke senaryosu, gerek hikâyesiyle. Biraz yavaş ilerliyor, yer yer sıkıcı olabiliyor ama gerçeklerin ne kadar acı olduğunu gösteren bir film daha.



7.Seven Pounds (2008)
Kimi yerde insanı duygudan duyguya sokan, kimi yerde hayatı, geçmişi, yaptıkları ve yapacakları hakkında düşündüren ve tabii ki bizleri kendi iç hesaplaşmamızı yapmaya zorlayan mükemmel bir senaryo. Bunun yanında Will Smith'in son zamanlarda gösterdiği en iyi performansta eklenince süper keyifli bir film olmuş. Filmin sonu ise tek kelimeyle mükemmel, izlenmeye değer bir yapıt.




8.The Lives of Others(2006)
GDR adıyla bilinen eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) hükümeti, çöküşünden beş yıl önce iktidarını ancak son derece acımasız bir kontrol ve gözetleme sistemiyle sürdürebilecek noktaya gelmiştir. Stasi adlı gizli polis servisine bağlı binlerce muhbirin yaptığı ihbarlar sonucunda 17 milyon nüfuslu ülkede 200 bin kişi fişlenerek dosyası tutulmuştur. Hükümetin ve Stasi’nin hedefi, “başkalarının hayatları” hakkında her şeyi bilmektir. Tabi olaylar zaman geçtikte biraz karışır. Bu gözlemi yapan adamın hayatı da değişim gösterir ve film müthiş bir sonla biter!


9.Atonement (2007)
Flashback sahnelerin kullanıldığı, yarısından itibaren tamamen başka bir boyuta götüren klasik aşk filmlerinden bir tanesi daha. Süresinin uzunluğundan dolayı biraz sabır göstermeniz gerekiyor ama gerek senaryosu, gerek oyuncularıyla izlenmeyi hak ediyor...





10.Traffic (2001)
Steven Soderbergh imzalı bir film. Amerika'nın uyuşturucu ile mücadelesinden ve giderek uluslararası bir ticaret ağı kuran uyuşturucu çetelerinden bahseden, karmaşık kurgusu ile içiçe geçmiş pek çok öyküyü perdeye taşıyan ve uyuşturucusu dünyasının mafya ve devlet taraflarından dikey kesitler sunan bir film. Pek çok ders alınması gereken öğe içeriyor ve filmin sonu gerçekten çok etkileyici.2001 yılının en iddialı filmlerinden biriydi.

1 Yorum :

yasarumit dedi ki...

The Dark Knight mı? 2 numara mı?? Daha neler...