8.02.2011

The Mexican [2001]

Herkesin izlediği bir filmi, en son izleyenlerden olmak…

Meksikalı filmi, arkadaşlar arasında yaptığım çoğu muhabbette karşıma çıktı ama ben izlememiş olduğumdan dolayı asla bir yoksunluk hissiyatına kapılmadım. Julia Robert ve B.Pitt’in oynadığı filmi kaçırdığıma asla üzülecek bir yapıda değilim ne yazık ki. Konu itibariyle;

Bir mafya çetesinde kurye olarak çalışan Jerry Welbach (Brad Pitt) kız arkadaşının baskıları sonucunda kafası karışık bir halde bu pis dünyadan çekilip çekilmemeyi kendisiyle tartışmaktadır. Samantha (Julia Roberts) ondan çeteyle ilişkisini bitirmesini kesin olarak istemekte, aksi takdirde terk edeceğini söylemektedir.

Jerry'nin patronu ondan Meksika'ya gitmesini ve kısaca 'Meksikalı' olarak bilinen paha biçilmez bir antika silahı ele geçirip getirmesini ister. 'Meksikalı' adını taşıyan bu silah artık başlı başına bir efsaneye dönüşmüştür. Silahı bulmak zor olmaz ancak asıl iş onu getirmektir. Ayrıca bu silahın lanetli olduğunu düşünmek için yeterli delil de varken iş iyice zora girer.

İlk izlenim olarak ortada 2 filmin olduğu ve konuların son yarım saatte birleştiğini söyleyebiliriz. Bu tarz bir filmi en son ‘’Uncertainity’’ isimli bir filmde görmüş, hatta ondan bahsederken bu tarz bir denemeyi daha önce görmemiştim demiştim. Eğer bu filmi izlemiş olsaydım, görecekmişim. Robert ve Pitt’in hayatları filmin başlarında ayrılıyor ve ikisi de kendi dertleriyle uğraşmaya başlıyor. Robert kendisini rehin olarak tutan [sözde] Leroy’un gaylik sorunlarıyla cebelleşirken, Pitt ise Meksika da şu meşhur paha biçilmez silahın peşinden koşuyor.

Şöyle bir teorim var; eğer filmde isim olarak 2 çok büyük oyuncu varsa, bunları ayrı olarak seyirciye göstermek başarılı bir proje çıkmasını direk engelliyor. Ben daha bunu süper bir şekilde yapan örneğe rastlamadım. Eğer 1 ünlü ve bir sıradan oyuncu kategorisine girecek biri varsa iş basit, güçlü olana daha fazla dikkat çekilir ve film kurtarılır ama bu tarz 2 büyük oyuncuyu birbirinden ayırmak, onları yan yana göstermemek çok büyük bir hata. Seyircinin ilgisini olduğu gibi 2’ye bölüyor ve ne yazık ki odaklanmasına büyük bir sekte vuruyor. Bunun yanında bilmiyorum kaçınız izlediniz ya da izlemediniz ama Roberts’ın sahnelerinin daha özenli ve bir düzene bağlı olarak çekildiğinin, daha mantıklı ve orijinal diyalogların konulduğunun farkında mısınız? Pitt, biraz kendi yetenekleri ve komik olayları sayesinde, kendi kısmını kurtarmış olarak gözüküyor. İşte bu gerçekten bir başarısızlıktır.

Tam olarak ortada neyin olduğu da belli değil; duygusal olarak. Nefret mi var, aşkım mı koymak istemişler yoksa film tamamen bir aksiyon filmi mi belli değil. Evet, güzel bir senaryo olduğundan bahsedebiliyorum hatta güzel ‘’denk gelme’’ olaylarla süslendiğini de belirtmek istiyorum ama gereken duyguyu verme açısından biraz fazla havada kalmış. Kullanılan mekânların ilgi çekici, arabaların benim aşırı ilgimi çekmesi de filmin diğer artıları olarak gösterilebilir. Ayrıca, başa bela olan köpeğin tatlılığına da değinmeden geçemeyeceğim.

Normalden biraz daha ilginç ama bir o kadar aşk dolu bir son olmasına rağmen filmi kurtarmadığını belirtmek istiyorum. Çok sıradan bir film diyemem ama seyirciye sunabilecekleri özel bir yanının olmamasından dolayı, izleseniz de izlemeseniz de bir şey kaybetmeyeceğiniz bir film. Ne yazık ki Roberts ve Pitt’i aynı sahnede görmek isteyenlerin tercih edeceği bir film bile diyemiyorum buradan. Başarısız bir örnek olmuş ne yazık ki…

1 Yorum :

canarino giallo dedi ki...

yazının tamamından çok; Herkesin izlediği bir filmi, en son izleyenlerden olmak…

bazen o da güzel be!
:)