7.08.2013

Jagten (The Hunt) [2012]

İtiraf etmek gerekiyor ki filmde bahsedilen konu hiç de sevilecek cinsten değil. Ama asıl mesele konunun ne olduğu değil bence, konuyu nasıl yansıtabildikleridir. Örnekleri çok var, çocukları kaçıran, tecavüz eden, kesen biçen. Bunları zaten yıllar boyunca izledik ama bu sefer ki film biraz farklı. Olaylara hep çocuklar kısmından ya da genel açıdan bakmaya alıştırıldık. Bu sefer de sanık tarafından bakmaya çalışıyoruz.

Anaokulunda bir çocuğun, bakıcısını (öğretmenini) düşürdüğü zor durumu anlatıyor genel olarak. Kasaba da yaşayan ailelerin hepsi birbirini çok iyi tanıyor, yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Ama o minik şüphe var ya, o şüphe insanları birbirine düşürebiliyor, çok basitleştiriyor. Yanlış hatırlamıyorsam 2008 yapımı ‘’Doubt’’ filminde bu konuyu çok iyi bir şekilde anlatmayı başarmışlardı.

Futboldan örnek vereyim, dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen C.Ronaldo’yu ya çok seversin ya da ölümüne nefret edersin. Bu Messi için, ünlü basketbolcu Kobe Bryant için de geçerlidir diye düşünüyorum. Bazı oyunculardan öylesine nefret edersin ki bu nefret senin ona bağlılığın olarak gözükür ve içten içe bir o kadar çok seversin. Benim için durum böyle ve bu çok daha dile getirilebilecek bir kavram değil ya da ben tam olarak anlatmayı başaramadım. Filmde aynı bu şekilde, karakterlerden nefret ediyorsunuz, davranışlar, bakışlar, konuşmalar iğrenç denilecek seviyede ama ilerledikçe de bir o kadar bayıla bayıla izliyorsunuz.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığım gibi, anlatım dili çok ama çok önemli, hele ki mağdur olan insanın gözünden bakmaya çalışıyorsanız.

Daha fazlasını anlamak için filmi kesinlikle izlemek gerekiyor, anlatılacak cinsten değil. Tek denilebilecek şey, kimse inşallah böyle bir durumda kalmaz. En ufak bir şüphe bile insanın hayatını karartabiliyor…

İyi Seyirler.


0 Yorum :