1.08.2010

You Don't Mess with The Zohan [2008]

" It's a beatiful life..."

Aslında her şey bu cümlede gizli, filmin şarkısı tüm mesajı içinde barındırıyor. Zohan'a bulaşma hayatı sadece güzel yönleriyle ele alıyor. Amerika'da geçen hikayede dert yok tasa yok! her şey tıkırında. Ama zaten unutmamak lazım burası amerika! neyse biz önce senaryodan konuşalım.

Zohan adlı süper güçleri olan azgın adamımız israil ordusunda görev alır ve sürekli savaştırılır. Ama o bundan bıkmıştır ve tek hayali olan kuaförlüğü yapmak üzere yola çıkmaya karar verir. Son çıktığı görevde kendini ölü gibi göstererek amerika'ya kaçar. Tabi burda bir süre amerika'nın amelesi olduktan sonra kendine yeni bir çevre edinir, aşkı bulur ve ondan sonrası işte dediğim gibi "It's a beatiful life " ya da diğer deyişiyle amerikan rüyası... Aslında böyle bir özet yazmak istemezdim ama henüz izlemeyenler bana inansın ki benim yazdığım, her sinema sitesinde bulabileceğiniz özetlerden daha fazla anlatıyor filmi, daha doğrusu daha iyi anlatıyor! Şimdi filme daha detaylı döneceğim...

Zohan'ın Israil ordusundan olduğunu oraya yazmamın bir nedeni var çünkü zohan kafayı israilliliği ile bozmuş durumda ve filstinli düşmanları var. Kısacası film bir orta doğu siyaseti parodisi niteliğinde ama nedense finale kadar israil tarafaını tutmuş senaristler.

Gerçi sonda amerika propagandası var, kedi köpek bile olsanız burada mutlu mutlu yaşarsınız iması veriliyor. Ama maalesef bu ima gönül almaya yetmiyor. Yani en azından bence yetmiyor çünkü film boyunca filistinliler saf-salak gösterilen taraf olmuş. Buna karşın israilliler de hep akıllı ve becerikli olarak gösterilmiş. Ama size bir de ironi vereyim; amerika'nın güzelliklerini ön plana çıkaran filmde gerçek kötülüğün temeli de yine amerika'ya dayandırılıyor ama amerika film boyunca hiçbir iğrenç espriye maruz kalmıyor (silikonların patlama sahnesi hariç çünkü
bu sahnede amerikalı milyonerin değer verdiği gerçek şey ortaya çıkıyor.)

Siyaseti bir kenara bıraktığınızda ise zohan'a bulaşma'nın absürt ve kaba bir komedi olduğunu çok rahatlıkla görebilirsiniz. Bunların sebebi ise ellerini kullanmadan şınav çeken ve süperlikte süperman'le yarışan zohan'ın akla mantığa sığmayacak harketleri. İzleyenler bilir ve izlemeyenler ise görünce günlük hayatta pek karşılaşılmayan tepkiler verecektir zohan'ın bitmeyen enerjisine. Ama şöyle ufak bir nota daha var, bu enerji zohan'ın her alanda faaliyet göstermesine yol açıyor ve sonrasında zohan aklı fikri edepsiz şeylerde olan bir haline geliyor. Hatta çalıştığı kuaförün yaşlı ve umutsuz müşterilerine "pump up the jam " şarkısı eşliğinde unutulmaz anlar yaşatıyor. Tabi bu unutulmaz anların hepsi 18+ niteliğinde. Zaten filmin geneli 18+ nitelikte bunu da not düşmek lazım. Henüz izlemeyenler ve izleyecek olanlar bu uyarımı dikkate alacak olsalar hata etmiş sayılmazlar.

Normalde oyunculuk başarısı konusunda pek fazla yorum gücüne sahip değilim. Ama burada israil ve filistin milletine mensup karakterleri canlandıran herkes gerçekten harika amerikan şiveleri kullanıyor, bunu rahatlıkla söyleyebilirim . Harika dememin sebebi ise şu; birkaç cümle ingilizce konuşmayı deneyi, muhtemelen ingiliz olmadığı çok belli olan biri gibi konuşacaksınız. Filmdeki karakterler için de aynen bu geçerli. Bunun yanında efektörler ve makyajcılarda özenerek çalışmışlar. Bir komedi filmi için fazlasıyla efekt içeren film bu açıdan oldukça başarılı. Özet olarak Zohan'a bulaşma ekipte zayıf halkaların pek bulunmadığı bir film.

Doğrusu yazımı hazırlamadan önce filmle ilgili çok fazla yorum ve kritik okudum ve zohan'a bulaşma'nın " eleştirmenlerce" beğenilmeyen ve hatta aşağılanan bir film olduğunu gördüm nedenini de pek anlayamadığım bir şekilde. Her film, izleyicisine cinnet getirtene kadar sanat mı kokmalı çözemedim. Eğer amacınız eğlenmekse ve hoş vakit geçirmekse eleştirmen takımının yorumlarına aldanmadan filmi alın derim ben. (hatta işin kritiklikten çıkıp reklama dönüşmeyeceğini bilsem filmin marketlerde indirimde olduğunu yazacağım)

Keşke harflerin altını çizen yazı tekniğini bilsem de zohan'a bulaşma'nın baştan sona hiçbir gerilim unsuru olmadan izleyicisini eğlendirme amacı taşıdığını sizlere altını çize çize belirtsem. Ama siz yine de bana kulak verin ve iki saatinizi zohan'a ayırın. Evet, filmden amerika ve israil propagandası fışırıyor ama olacak o kadar da...

Sonuç olarak filmdeki gibi bir barış ortamı dileyerek bitiriyorum yazımı...

3 Yorum :

SirEvo dedi ki...

İzlediğim en kötü Adam Sandler filmi. Başları biraz güldürse de devamın da hiçbir şey yok ve boşa giden bir süre olarak kayıtlara geçmişti. :)

UnJusT/LuCiFeR dedi ki...

@SirEvo

aynen katılıyorum. Arşivden bile yok edildi o derece..

UnJusT/LuCiFeR dedi ki...

Unutmadan; güzel yazı...Teşekkürler..