20.08.2009

The Wrestler [2008]

2008 yılının Oscar'a aday olan filmlerini izlemeye devam ediyorum. Öncelikle bu filmin DVD'sini 3 hafta önceden aldığımı belirtmeliyim. Ancak bir şekilde 3 haftadır kendini izlettiremedi film. Çok şey oldu, zorunlu olarak izleyemedim, bazen vakit buldum içimden gelmedi. Her gece 03.00-05.00 arası boşluk buldum ama maalesef uyku ağır bastı filan. En son geçen gece açtım ve izledim. Ve niye 3 haftadır içimde bir isteksizlik olduğu belli oldu. Filmde altyazı yok. Dublajı basmışlar. Altyazı seçeneği de -evet korsan- koymamışlar. Ayrıca film yer yer donuyor. Mesela 30 ila 40. dakikalar arasını izleyemedim. O yüzden yorumlarım ne kadar sağlıklı olur tartışılır. Şimdiden özür dilerim yanlış bir şey söylersem.

The Wrestler... Bir şampiyon güreşçinin Randy -The Ram- Robinson (Mickey Rourke) hikayesini anlatıyor. Filmin başında çok kısa bir süre Randy'nin 20 yıl önceki başarılarını dinliyoruz. Daha sonra 20 yıl yaşlanmış bir adam ve geçimini hafta içi gündelik işlerle hafta sonu da özel gösteri güreşleriyle sağlıyor. Hayatta neredeyse kimsesi yok. Kızıyla arası kopuk. Bir striptizciyle muhabbeti var, hayata tutunmak için ona bağlanıyor daha sonra. Vücudu zaman içerisinde güreşi kaldıramayacak hale geliyor. Doktoru, oynamamasını emrediyor. Hayatta çok az şeyi kalmış bu adam en sonunda elinde kalanları silip tekrar ait olduğu yere, güreş arenasına geri dönüyor.

Filmde aşk, acı, şiddet, güreş, zafer, kuşak çatışması, dram gibi konular ağır basıyor. İlk yarının %70-80 lik bölümünü FPS olarak izliyoruz. Yani Randy'nin kafasının hemen arkasından. Bir nevi kendimizi oymuş gibi hissediyoruz. Bu taktik gayet başarılı ki filmin sonunda o yumruk yediğinde biz yumruk yemiş gibi, o nefes aldığında biz almışız gibi, o vurduğunda biz vurmuş gibi hissediyoruz. Mickey abimizin de bunda katkısı büyük tabii.

Randy rolünü Sylvester Stallone ve Nicholas Cage'den çalmış Mickey Rourke. E şu şartlarda boksör olarak tanıdığımız Sylvester zaten oynamamalı bu filmde. Nicholas ne alaka diye de sorası geliyor insanın. İyi ki de Mickey'de karar kılınmış. Gayet güzel oynamış Mickey abimiz. Yardımcı kadın rolünde kim oynasa sırıtmazdı. Marisa Tomei'de sırıtmamış. Hatta üstüne de koyarak en iyi Yardımcı Kadın Oyuncu Rolüne aday gösterilmiş Oscar'da. Bu arada film 2 dalda Oscar'a aday gösterilirken -diğeri de en iyi Erkek Oyuncu- 2 dalda da Golden Globe ödülü kazandı. Ayrıca Requiem for a Dream'den hatırlayacağımız Darren Aranofsky'de yönetmen koltuğuna oturunca bizlerin karşısına da böyle düşük bütçeli, kısa ama gayet samimi ve güzel bir film çıkmış.

Özellikle filmin son sahnesinden önce -dikkat spoiler- Randy ringe çıkarken Sweet Child O'Mine çalıyor. İşte o an beni benden aldı. Bir de film biterken Bruce Springsteen 'The Wrestler' adlı parçasını seslendiriyor. Filmle bire bir uyumlu soundtrack listesi de gayet başarılı.

Filmi alın ve izleyin. Özellikle Smackdown türü güreşi sevenler zaten kaçırmasın. Ben alt yazı gazabına uğradım -Silahlar ve Güller ne lan?- ve donuk donuk izledim. Bu yüzden hak etmediği bir 7 puan veriyorum. Ama 7 den daha fazlası. Kesinlikle!

2 Yorum :

bugrauzar24 dedi ki...

Filmi izledim.30-40 arasında Randy'nin kalp krizi geçirmesine sebep olan acaip sert bi maç var.gerçekten camlar ve zımbalar var her yerde dikenli tellerde cabası.Filmin sonunu bence biraz daha uzatabilirlerdi yani bence sonu kötü olmuş.

Beercholic dedi ki...

30-40 arası dedim de süre tam 30-40 arası olmayabilir. Yani ben o sert maçın bir kısmını izledim. Sonra dondu ve Randy ile küçük çocuk video oyununda güreş yaparlarken geri geldi. Ha filmin -sadece- sonunu değil de tamamını biraz daha uzatabilirlerdi bence..