25.07.2009

Harry Potter and the Half-Blood Prince [2009]

Öncelikle size zamanında Harry Potter benim için ne ifade ediyordu onu anlatayım. Ben taaa 12 yaşlarındayken tanıştım bu kitapla. Tamam dedim aradığım olay bu. YKY den çıkmış bir kitap. Kuşe kağıt. Büyüler falan. Adeta sihirli asasıyla beni büyüledi. 2. kitaptı, 3. filmdi derken bugünlere geldik. Yalnız Kitap-Film-Kitap-Film kombinasyonu sorunsuz giderken bir anda 6. kitabın çeyreğinde bırakıverdim. Yanlış hatırlamıyorsam lisede sınavlar kötüydü o ara. Ve ben kitap okumaktan soğumuştum ve çok sevdiğim Harry Potter’dan da. Ve öylece kalakaldık. Ayrıldık. Bir arkadaş olarak devam ettik hayatımıza Harry ile. Sadece filmlerde görüşeceğimize söz verdik. Sonra son kitabı çıktı, ben lise sondaydım. Bütün sınıf deli gibi kitap okurken ben ona bakarak iç geçirdim. Beni çabuk unutmuş yeni sevgililer bulmuştu. Birkaç kez dönüp okumak istedim 6. kitabı en başından ama yapamadım. Yüreğim yetmedi. Veeee filmi geldi tıpkı beni kitabı okuma zahmetinden kurtarırmışçasına. Harala gürele gittik izlemeye…

Sıkmış olabilirim. Özür Dilerim. Madem burası bir sinema blogu, kitaptan değil de sinemadan bahsedelim daha çok. Harry Potter serisinin 1. ve 2. filmi çocuk filmiydi zaten. Alfonso Cauron’un kotardığı 3. filmle asır seri başlıyordu sinemaseverler adına. Sonra benim serideki en sevdiğim kitap olan 4. partın filmini çekti Mike Newell. Ve görsel şölene doyduk film boyunca. Her şey iyi güzel giderken birden tecrübesiz David Yates’e verdiler kıymetlimiss’i. David Yates ZümrüdüAnka Yoldaşlığı’nda vasat bir iş çıkardı ve Melez Prens’te de tamamen dibe çöktü bana kalırsa.

Birkaç yorum okudum kitabı okuyanlardan. İnanılmaz detayları atlamışlar ve kafalarına göre sahneler uydurmuşlar. Tamam filmin akıcılığı için bunlar gerekli ama Yates en önemli sahneleri atlayıp, en önemli kesimde(son sahne) kafasına göre sahne uyarlamış ve altından kalkamamış. Söylersem spoiler olur zaten biz kitabı okumayanlar anlamadık buraları. Kitabı okuyanlar için hüsran, kitabı okumayanlar ama ilk 5 filmi izleyenler ise filmden çıktıktan sonra hiçbir şey anlamıyor. Ben anca kitabı okuyanlardan fikirler edinerek filmi yavaş yavaş anlamaya başladım. Halbuki asıl amaç nedir? Kitabı okumayanların da maksimum bir şekilde filmden haz alması. Ama bu maalesef sağlanamıyor. Önemli çarpışma sahnleri, görsel efekt derken Aşk filmi olmuş çıkmış bizim küçük Harry Potter. Dallas’a dönmüş resmen.

Oyunculuklara bir şey diyemeyeceğim. Ama 4 kişiyi diğerlerinden ayırmak gerekiyor. Emma –hastasıyız1- Watson (Hermione), Helena –hastasıyız2-Bonham Carter (Bellatrix), Tom Felton (Draco) ve 11 indeki Tom Riddle’ı oynayan Hero Fiennes Tiffin ustaca oynamışlar.

Gidin veya gitmeyin diyemem. Bizler ne kadar yazıp çizsekte Harry Potter fanları en kötü filmi çekilse dahi gider. Kitapları okuyanlar, filmleri izleyenler, bir yerden Harry Potter’a bulaşanlar illa ki izlemişlerdir, izleyeceklerdir. Ben sadece sade bir sinemasever olarak önceki filmlerden bağımsız, kitapları okumamış kabul ederek, sadece film için 10/6 veriyorum. O da eski sevgilim olduğu için. Çok gay bir muhabbet oldu.

Beercholic

2 Yorum :

hızır dedi ki...

İşte bu Bonham Carter'ı benden başka beğenenler de varmış. Kime söylesem hadi ordan diyorlardı. Yeahhh!!!

Beercholic dedi ki...

Bonham Carter kandır, candır yaa :)